Tales of Talemon My tales, these are.

18Mar/11Off

Meh

Üniversiteye başlamadan önceki 2-3 yıllık dönemde çoğunlukla sokak eksenli bir dönemim oldu. Dershaneye giderdim ve dershaneye gittiğim günün boş kısımlarında Bakırköy'ün tozlu kaldırımlarında ya da sahile bakan, 'balkon' diye hitap ettiğimiz yerde takılırdık. Döneme göre beraberimdeki insanlar değişse de ben bu alışkanlıktan uzun süre vazgeçmedim. Neden bilmiyorum, o kaldırımlarda hayal gücümü tetikleyen, beni özgür hissettiren bir yan vardı. Zaten babama çokça karşı çıktığım, sürekli kavga ettiğimiz dönemlerdi; hayatımın iplerini elime almaya çalışıyordum. Ayrıca yeni yeni insanlarla tanışıyordum, sevgili edinmeye başlamıştım. Hayal kurardık, umutlarımız vardı.

Ek: Yazıyı defterimden geçirirken tekrardan düşündüm de, o zamanki hayal ve umutların arkasında sınırlarını bilmemezlik varmış biraz. Şimdi ne yapıp ne yapamayacağımı bildiğimden, sınırlarımı yokladığımdan yapamıyorum. Maksadı soldukça eylemden imtina ediyor insan.

Zamanla hayat soldu, zorunlu sorumluluklar çığ gibi büyüdü ve fırtınada kuru yapraklar gibi sağa sola savrulduk.

Şimdi, neden mücadele ettiğimi anlamıyorum. Mutsuzum. Dün de mutsuzdum. Yüksek ihtimal yarın da mutsuz olacağım. Gösterdiğim çaba, yarın da aynı çabayı gösterebilmem için benden beklenmiş. Peki bu durumda yaşamak için yaşadığımı söylemekte, burnunun önünde havuç sallanan bir eşek gibi hissetmekte haksız mıyım?

Okuduğum distopik ya da benzeri kitaplar, yaşadığımın da bir distopya olduğunu söylüyor. Ve ben, aksine inanmakta güçlük çekiyorum.

Comments (0) Trackbacks (0)

Sorry, the comment form is closed at this time.

Trackbacks are disabled.