Portakal
Amerikan sineması çok gürültülü. Çoğu zaman kan basıncımızı yükseltmek için özellikle yaptıkları bir şey bu. Şehir hayatının bir yansıması sanırım, amerikan insanı sessizliğe pek alışık değil.
Geniş açık alanların çokluğu ve kilometrekareye düşen insan sayısının azlığından olsa gerek, kuzey avrupa ve uzak doğu sineması bu kadar gürültülü olmuyor. Hatta sessizliği bir enstrüman olarak kullanıyorlar bazen. Bir de güzel görüntü yönetimiyle birleşince, sessizlikle yoğunlaşan fotoğraf gibi kareler müthiş hisler uyandırıyor bende.
Aynı hissi bazen gündelik yaşamda da tecrübe ediyorum.
Görüntüde bir çift zarif el, ve kadraja girmekte tereddütlü bir diğeri. Telaşlı parmaklar, heyecanla karışık tesadüfle, bir mikro-anlığına temas eden iki ten ve zamanın durması.
